Benim derdim, kafamı kurcalayan kulübü yönetenler ile taraftar ilişkisi oldu. Ezeli rakiplerin Fenerbahçe, Galatasaray sezon sonuna kadar e-bilet sistemini uygulamayacaklarını açıklamışken Beşiktaş yönetiminin taraftarına sırtını dönmesini anlayamıyorum.
Bakalım neden anlayamıyorum; stadyum inşaatını kendi imkanların ile yapıyorsun, Olimpiyat Stadyumu'na 80 bin taraftar toplasan güzel hasılat yaparsın heralde. Fenerbahçe'yi taraftarının da desteği ile yenerek sezonun ilk ve tek derbi galibiyetini alırsın şu gariplerin yüzünü güldürürsün. Bu galibiyet senin ikincilik pozisyonunu pekiştirir, ŞL'ne direkt olarak gidersin, gelir mi sana eurolar. Liste uzar.
Sonra ne oldu peki? Beşiktaş'ın asıl sahipleri dışardaydılar. Her zaman siyah beyaz renklerin peşinde olan insanlar aşklarının mühürlenmesine karşıydılar, stad dışında takip ettiler maçı. İçeride ise derin bir sessizlik vardı. Kimse "Saldır Beşiktaş'ım" diye bağıramıyordu. Çünkü Beşiktaş'ın bir tarafı eksikti.
Diyeceğim özetle şudur ki bu şekilde giderse Vodafone Arena biter ama içini manevi olarak dolduramazlar. Ruhu olmayan bir stadyumun da Beşiktaş'a bir faydası olmaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder